Türkçe
×
Tüm hakkı saklıdır. Sitemizde kullanılan tüm içerik ve görseller
Çetmi’ye ait olup izinsiz kullanımı hukuki yaptırıma tabidir.
İnviva
 Çetmililer | Çetmi, Çepniler, Çetmililer Vakfı, Çetmi’nin Sesi Dergisi, Antalya Çetmililer Derneği

ÇETMİ
Asırlardır Süregelen Bir Yolculuk
Köklü Miras, Güçlü Gelecek

×

Geçmişten bugüne uzanan yolculuğuyla, geleneklerini yaşatmaya devam ediyor.

Asırlık Bir Hikâye, Yaşayan Bir Kültür

Menu

Geçmişten bugüne uzanan yolculuğuyla, geleneklerini yaşatmaya devam ediyor.

Asırlık Bir Hikâye, Yaşayan Bir Kültür

HATIP HOCA - "PEHLİVAN PEHLİVAN"
Yazan : Nurettin ÖZEL
Anlatan : Mümin YAZICI

Bugüne kadar birçok pehlivan hikâyesi dinlemişsinizdir, biliyorum.

Ama bu defa anlatacağım, bizzat Çetmili bir pehlivanın hikâyesidir.

Efendim, zamanın birinde —henüz makarna icat edilmemiş, nebati yağlar piyasayı istila etmemiş, naylon ve alüminyum kap kacak ortalıkta yokken— insanların bulgur pilavını kalaylı kaplarda pişirdiği, kahvenin kırk yıl hatırının olduğu yıllarda, Çetmi’nin çukurunda bir “Hatıp Hoca Pehlivan” yaşarmış.

Kendisi hem hatip, hem hoca, hem de pehlivanmış.

Eee, eskiler öyleymiş işte… Şimdiki nesle bakıp da “yok yahu” demeyin.

Kıbrıs Günleri

O yıllarda yokluk diz boyu.

İnsanlar geçim için yollara düşer, bir kısmı da Osmanlı toprağı olan Kıbrıs’a ekin biçmeye giderlermiş.

Televizyon yok, radyo yok; tek eğlence güreş.

Akşama kadar tarlada ekin biçenler, akşam olur olmaz er meydanına çıkar, güreş tutarlarmış.

İşte bizim Hatip Hoca da o yıllarda, köylü hemşehrileriyle birlikte Kıbrıs’a gitmiş.

Bir gün meydanda, Metelikkıran adında bir Rum pehlivan ortaya çıkmış.

Adam öyle bir kuvvete sahipmiş ki; parmaklarıyla demiri büküyor, önüne geleni yere çalıyor, meteliğe döndürüyormuş.

İnsanlar, “bu pehlivanın karşısına kim çıkacak” diye düşünürken, cazgır bağırmış:

“Konya’dan çıkmış bir kartal,

Kanatları yeri göğü yutar!”

Meydana Hatip Hoca Pehlivan çıkmış.

Er Meydanı

Davullar bir başka vuruyor o gün.

Hatip Hoca abasıyla meydana çıkıyor.

Kollarını abdest alacakmış gibi sıvayıp “Bismillah!” diyerek pesreve başlıyorlar.

Hatip Hoca’da Allah’a sığınmış bir teslimiyet,

Metelikkıran’da da bütün Hristiyan Kıbrıslıların gururu…

Artık mesele, sadece “yenmek” ya da “yenilmek” değil,

Müslim-gayrimüslim meselesi hâline gelmiş.

İki pehlivan birbirini yokluyor.

İlk hamle Hatip Hoca’dan geliyor.

Birkaç oyun yaptıktan sonra, öyle bir hamle yapıyor ki;

Metelikkıran’ın neredeyse ödü ağzına geliyor.

Metelikkıran boncuk boncuk terliyor.

Rakibinin şimdiye kadar güreştiği kimselere benzemediğini anlıyor. Ama vazgeçmiyor.

Derken Hatip Hoca bir anda rakibini “Allah!” diyerek havaya kaldırıyor, ve tomruk gibi yere vuruyor. Metelikkıran kıpırdayamıyor.

Sonuç ve Rest

Meydanda bir sessizlik.

Tellal ortaya giriyor, Hatip Hoca’nın elini kaldırıyor:

“Konya’dan çıkmış bir kartal,

Kanatları yeri göğü tartar!

Metelikkıran, kurtarabilirsen kendini kurtar!” diye bağırıyor.

Kalabalık coşuyor, tekbirler, naralar…

Hatip Hoca o anın heyecanıyla meydanın ortasında sesleniyor:

“Türk’ü, Hristiyan’ı, Müslüman’ı, gayrimüslimi…

Kim göbeğinden isteyen varsa çıksın karşıma!”

Yani, yedi düvele meydan okuyor.

Sonrası

Bu zaferin haberi yayılıyor.

O devrin yöneticileri Hatip Hoca’yı ödüllendiriyorlar.

Hatta derler ki, eğer o son sözünde “Türk, Müslüman” lafını karıştırmasaydı, ömür boyu maaşa bağlanacaktı.

Ama neylersin, heyecan işte…

Koca Metelikkıran’ı yenmişsin, o anda dilin de coşuyor.

Yoksa Hatip Hoca, ağzından çıkan sözün nereye varacağını bilmez miydi?

Son Söz

Allah rahmet eylesin.

Cennet mekânı olsun Hatip Hoca Pehlivan’ın.

Biz olayın şahidi değiliz, sadece nakilcisiyiz.

Onun için sürç-i lisan eylediysek affola