Köklerinden Güç Alan Bir Kültür.
Geçmişten bugüne uzanan yolculuğuyla, geleneklerini yaşatmaya devam ediyor.
Geçmişten bugüne uzanan yolculuğuyla, geleneklerini yaşatmaya devam ediyor.
EMİN HOCA EFENDİ (EMİN AYDOĞDU)
Köyümüzde doğup büyüyen, insanları eğiten, İrşad eden gönül erlerinden bir tanesi de Emin Hoca'dır. Çetmi köyünde doğup büyüdü. Ana adı Meryem baba adı Emin'dir. Emin Hoca'nın Ali Efendi adında bir erkek kardeşi vardı. Fiziki olarak uzun boylu, iri yapılı, kuvvetli bir insan olan Emin Hoca ilk tahsilini Bolay’lı Şıh Ali Efendiden aldı. Sonra kendi gayretleriyle hadis, fıkıh ve tefsir alanında irşad faaliyetlerini sürdürdü. İlim tahsilinin yanında ailesinin geçimini sağlamak için bağ bahçe işleriyle uğraşmıştır. Emin Hoca zamanında köyde Küçük Hasan Efendi ve Büyük Hasan Hoca Efendi diye zatlar yaşıyorlardı. Köyde molla ismiyle otuz kırk talebe vardı. Seferberlik ilan edildiği zaman bunların hepsi askere alınmışlar fakat birkaç tanesi sağ olarak geriye gelebilmiş diğerleri şehit olmuşlardı. Bütün memleketimizde olduğu gibi köyümüzde de okuryazar, ilim sahibi insan sayısı yok denecek kadar azdı. Emin Hoca Efendi bunlardan birisiydi. Kendi köyümüzde ve çevre köylerde sevilen, sayılan ilim irfan sahibi biri olmasına rağmen bir gün Cuma hutbesinde kürsüden "Komşular ben buraya layık bir adam değilim, bizim hocalarımız bu kürsülerde inci cevahir satarlardı. Ben ise boncuk satmaya çalışıyorum." deyip ağladığı bilinen Hocamız alçak gönüllü, hilm sahibi ve geniş hoş görü sahibi bir insandı. O zamanlar çevre köylerde imam olmadığından misafir olarak oralara gidip sohbet toplantıları yaparlardı. Bir gün Ilıcapınar köylüleri yağmur duası için kendilerini davet ederler. Mevsim yazdır ve kuraklık hüküm sürmektedir. Kavurucu sıcakta Hoca Efendi llıcapınar'a varıp cemaatin önüne geçip dua buyurur. Ve derki; "Yarabbi bu kadar insan beni sana elçi olmaya layık görmüş, bu yağmuru senden almadan bu eller inmeyecek ve ben buradan Çetmi'ye gitmeyeceğim. Bu aciz kulunu mahçup etme, bu kadar insanın ümidini boşa çıkarma. "diye duasına devam eder. Eskiler hep anlatırlar. O anda gökten rahmet damlaları inmeye başlar. Bu rahmet birkaç gün devam eder. Bu olaydan sonra Ilıcapınar'lılar Emin Hoca'nın sohbetine devam edip onun müridi olmuşlardır. Emin Hoca konuştuğunda genellikle şu beyiti söylerdi:
"Ya Rabbi amelim yok. Tecelli bulmadı yaşım.
Can gövdeden çıkar gider. Kalır gövde ile başım."
Hoca sohbetlerinde kıyamet alametlerinden bahsederken "Oğul; Millet binaya ve zinaya düşkün olacak, saygı sevgi azalacak, muhabbet kalkacak ve şehirden köye akım başlayacak" derdi. O devirde elektrikli ses cihazları olmadığından vaaz verirken uzaktaki insanlara sesini duyurmak gerekirdi. Emin Hoca gür sesiyle konuşmaya başladığı zaman caminin etrafındaki evlerden bile dinlenirdi. Yirmi beş sene medreselerde okuduğunu ve devamlı kalem ile yazı yazdığını anlatır ve derdi ki "Senede bir izine geldiğim zaman babam elime balmumu verir ve yazı yazmasın dinlensin isterdi." Emin Hoca Efendi 1964 yılında rahatsızlanır ve oğlu Katip Ali tarafından Ankara'ya Gülhane Hastanesine götürülür. Yapılan teşhis ve tedaviler olumlu sonuç vermeyince doktorlar tarafından taburcu edilir. Ankara'dan geldikten on on beş gün sonra seksen altı yaşında ağustos 1 964 tarihinde Hakkın Rahmetine kavuşur. Allah gani gani rahmet eylesin.
Cenab-ı Hak şefaatlerine nail eylesin. Geçmişlere Rahmet kalanlara sağlık, sıhhat versin. Amin.
Torunu, Mehmet AYDOĞDU, Bursa 2001.