Köklerinden Güç Alan Bir Kültür.
Geçmişten bugüne uzanan yolculuğuyla, geleneklerini yaşatmaya devam ediyor.
Geçmişten bugüne uzanan yolculuğuyla, geleneklerini yaşatmaya devam ediyor.
ÇEPNİLER
Oğuz boy sistemi içinde önemli bir yer tutan Çepniler, Türkiye Türklerinin ataları olan Oğuzların yirmi dört boyundan biridir. XI. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lugati’t-Türk adlı eserinde Çepni boyunun adı zikredilmiş, damgası da diğer Oğuz boylarıyla birlikte verilmektedir. Daha sonraki dönemlerde Câmiü’t-Tevârîh gibi eserlerde de Çepni adına rastlanmakta, böylece boyun hem Türkistan, hem de Anadolu sahnesinde süreklilik gösteren bir varlığı olduğu anlaşılmaktadır.
Çepni adının anlamı üzerinde duran metinlerde bu ad, “nerede düşman görürse hemen saldıran, atılan, yiğit” mânalarıyla ilişkilendirilmektedir. Bu yorum, Çepnilerin tarih sahnesine daha çok bir “uç boyu” topluluğu olarak çıkmış olmasıyla uyum göstermektedir. Orta Asya’daki obaların büyük kısmı Anadolu’ya geçmiş, böylece Hazar ötesi Türkmenleri arasında Çepni adı taşıyan oba neredeyse kalmamıştır. Buna karşılık Anadolu’nun değişik bölgelerinde Çepni adını taşıyan köy ve mezra adları yaygınlık kazanmıştır.
Anadolu’nun Türk yurdu hâline gelmesinde Çepnilerin rolü özellikle kuzey kuşakta belirginleşmektedir. XIII. yüzyılda Çepniler, Trabzon Rum İmparatorluğu ile çarpışmalara girişmiştir. 1277 yılında Sinop üzerine donanma ile gelen kuvvetleri denizde karşılamışlar ve bu mücadelede büyük bir şan kazanmışlardır. Karadeniz kıyılarında Sinop’tan Giresun’a, Trabzon’dan Artvin’e kadar uzanan sahada Çepnilerin askerî faaliyetleri, hem bölgenin Türkleşmesine, hem de İslâmlaşmasına zemin hazırlamıştır.
Çepnilerin dağılımı yalnızca Karadeniz hattı ile sınırlı değildir. XVI. yüzyıla ait tahrir kayıtlarından; Halep Türkmenleri arasında küçük bir Çepni oymağının bulunduğu, zamanla bunlardan elliden fazla köy meydana geldiği anlaşılmaktadır. Aynı şekilde Gaziantep, Nevşehir, Kayseri, Yozgat ve Konya çevresinde; Balıkesir, Soma, Bergama, Turgutlu, Söke ve Muğla gibi Batı Anadolu merkezlerine bağlı yerleşim birimlerinde Çepni köylerinin teşekkül ettiği görülmektedir. Bu tablo, Çepnilerin hem doğu-batı doğrultusunda geniş bir hatta yayıldığını, hem de göçebe veya yarı göçebe hayat tarzından yerleşik köylü düzenine geçtiğini göstermektedir.
Kaynaklarda Çepni adı farklı yazılışlarla da karşımıza çıkmaktadır. Bazı metinlerde Çepni, Çebni, Çetme ve Çetmi biçimleri bir arada kullanılmakta, bu durum hem ağız farklılıklarını, hem de boy adının zamanla yer adına dönüşme süreçlerini yansıtmaktadır. Oğuz boylarının damgalarının yanında bu adların da zikredilmesi, Çepnilerin yalnızca sözlü gelenekte değil, yazılı kültürde de kalıcı bir yer edindiğini göstermektedir. Anadolu’daki çok sayıdaki köy ve mezra adının Çepni ile ilişkilendirilmesi, bu dil sürekliliğin coğrafya üzerinde bıraktığı izi gözler önüne sermektedir.
Sonuç olarak Çepniler, Oğuz boyları içinde hem savaşçı kimliği, hem de geniş yerleşim coğrafyası ile öne çıkan bir topluluktur. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan tarihî süreçte, sınır boylarını koruyan bir güç olarak görev yapmış, aynı zamanda tarım ve hayvancılıkla uğraşan köylü topluluklara dönüşmüştür.